yurt dIŞI TURLARI

tatilincisi.com

 

Vizesiz
  4 Gece Konaklama
  23 Mart 2017
  Air Arabia
  İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı
  İstanbul-Kazablanka-Marakes-Rabat-Essasuara-Atlas Dağları...

23 Mart 1.Gün İstanbul, Rabat Kazablanka : Gezimizin ilk günü, Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Terminali Destur Tur Kontuarı önünde buluşarak başlıyor. Pasaport ve gümrük işlemlerini tamamladıktan sonra Air Arabia Hava Yolları tarifeli seferi ile varış noktamız Kazablanka. Varışımızın ardından bizi bekleyen özel otobüsümüzle başkent Rabat’a doğru hareket ediyoruz. .varışımızla birlikte yapacağımız Kahvaltı sonrası panoramik şehir turu gerçekleştiriyoruz. Hassan Kulesi, Muhammed V Anıt mezarı, Kraliyet sarayı göreceğimiz yerler arasında. Bouregreg Nehri ağzında kurulu Udaya Kalesi’nde verilecek serbest zamanda dileyen misafirlerimiz geleneksel nane çayını tadabilir. Gezimiz sonrası Kazablanka’ya hareket ediyoruz. Burada Yapacağımız panoramik turumuzda Muhammed V Meydanı, dünyanın en büyük camisi Hassan II Camii göreceğimiz yerler arasında. Turumuz sonrası otelimize transfer ve serbest zaman. Geceleme otelimizde.

24 Mart 2.Gün: Marakeş Sabah kahvaltısının ardından otelimizden ayrılarak Marakeş’e doğru hareket ediyoruz. Şehre varışımızla birlikte yapacağımız panoramik turumuzda; dar sokakları ile sizi yüzyıllar öncesine götürecek Medina, uzun yıllar şehir yönetmiş Ba Ahmed’in sarayı Bahia Sarayı, 800 yıllık Moresk mimarinin en güzel örneklerinden Koutoubia Minaresi, Marakeş’in Kapalı Çarşısı “Souk” ve Afrika kıtasının en hareketli ve “Mucizeler Avlusu” olarak adlandırabileceğimiz şehir meydanı Jma El Fna göreceğimiz yerler arasında. Gezimizin sonunda otelimize transfer oluyoruz ve dinlenmek için serbest zaman. Akşam arzu eden misafirlerimiz ekstra olarak düzenlenen Chez Ali Gecesi Gezisi’ne ( 55 Euro ) katılabilir. Turumuz sonrası otelimize transfer. Geceleme otelimizde.

Ekstra gezi: Chez Ali Gecesi Gezisi | 60 Euro Folklor ve berberi atlarıyla yapılan gösterileriyle dünyaca ün kazanmış "Chez Ali Gecesi" turumuzda, akşam yemeğimizi gösterileri izleyerek alıyoruz. Bin Bir Gece Masalları’nı andıran dekorasyonu ile Ali’nin Sarayı, şehre her gelen yabancının uğrak yeri oluyor. Duvarlarla çevrili bu arenada, müzisyenler, şarkıcılar, akrobat ve süvariler tipik Fas çadırları altında, masalsı bir yemek eşliğinde, ziyaretçilere nefis bir şov sunuyorlar.

25 Mart 3.Gün Marakeş – Essaouira: Sabah kahvaltısının ardından Cichaoua üzerinden Atlas Okyanusu kıyısında yer alan eski Portekiz Şehri Essaouira'ya gidiyoruz. UNESCO tarafından “Dünya Mirası” olarak ilan edilen ve Fas’ın en çok yabancı turist çeken yerlerinden biri olan şehir, uçsuz bucaksız Atlas Okyanusu kıyısında bir balıkçı limanı, sanat ve kültürün iç içe geçtiği bir sahil şehri. Şehrin kalesi ve balıkçı limanını gezdikten sonra Eski Roma kentlerinden uyarlanarak inşa edilen Medina’yı keşfediyoruz. Medina’nın gezmeye doyamayacağınız daracık labirent sokakları, bembeyaz evleri, maviye boyanmış kapı ve pencereleri birçok Avrupalı ressam, şair ve yazara ilham kaynağı olmuş. Orson Wells, Jimy Hendrix gibi bohem hayatı seçen sanatçılar şehrin tarihi medinasında (sur içi) yaşamışlar. 18. Yüzyıl'da Fransız bir mimar tarafından yapılmış olan tarihi surlardan Atlas Okyanusu’nun köpüklü dalgalarını seyretmek insanı büyülüyor (Jeremy Irons ve Patricia Kaas’ın “Ladies and Gentlemen” filmindeki gibi). Şehrin kilimler, yöreye has ağaç işi eşyalar, deri işlemeler, rengarenk tablolar ile süslü tarihi ve canlı çarşısındaki dükkanlarda alışveriş oldukça keyifli. serbest zaman. Turumuz sonrası otelimize transfer. Geceleme otelimizde.

26 Mart 4.Gün Marakeş / Atlas Dağları:  Sabah kahvaltısının ardından Atlas Dağları Gezisi yapıyoruz. 4 X 4 (Toyota Land Cruiser ciplerle) güneyin hayranlık uyandıran doğasını, bitki örtüsünü ve Atlas Dağları’nı tanıtmak için yaptığımız eğlenceli bir gezi sizi bekliyor. Muhteşem manzaralı pistlerden geçtiğimiz bu yolculuk sırasında Tizintes Yolu’nu takiben Kik Platosu’na ulaşıyoruz. Bitki örtüsü, coğrafi yapı, karlarla örtülü zirveler gün boyu harika fotoğraflar veriyor. Çocuk sahibi olamayan kadınların yüzyıllardır ziyaret ederek derman bulmaya çalıştıkları Mulay Brahim, Tifruin ve Taddart köylerinde molalar vererek Lalla Takerkust Baraj Gölü kıyısında öğle yemeği alıyoruz. Öğle yemeğinden sonra Marakeş bizi karşılıyor. Arzu eden misafirlerimiz Marakeş Çarşısı’nın dar sokaklarına geri dönebilir ya da otellerinde dinlenebilirler. Bu heyecanlı yolculuk sırasında Afrika Kıtası’nda olduğumuzu bir kez daha hissediyoruz. serbest zaman. Gezimiz sonrası otelimize 

27 Mart 5.Gün Marakeş, Kazablanka, İstanbul: Sabah kahvaltısının ardından çıkış işlemlerini tamamladıktan sonra otelimizden ayrılıyoruz. Rehberimizin belirleyeceği saatte havalimanına transfer oluyoruz. Bilet ve gümrük işlemlerinin ardından Air Arabia Hava Yolları tarifeli seferi ile İstanbul’a hareket ediyoruz. Varışımızla birlikte gezimizin sonuna geliyoruz.

ÜCRETE DÂHİL OLAN HİZMETLER
Air Arabia Hava Yolları tarifeli seferleri ile İstanbul - Kazablanka gidiş dönüş ekonomi sınıfı uçak bileti,
4 Yıldızlı otellerde Kazablanka'da 1 gece
4 Yıldızlı otellerde Marakeş'te 3 gece
Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dâhil konaklama, 
Panoramik Marakeş, Kazablanka, Rabat, Essaouira, Atlas Dağları gezileri,
Alan - otel - alan transferleri
Argeon Tur  - DesTur Türkçe rehberlik hizmetleri
Havalimanı vergisi ve alan hizmetleri bedeli
Zorunlu Seyahat Sigortası (Mesleki sorumluluk sigortasıdır)

Fas, Islam cografyasinin en batidaki ülkesidir. Bu yüzden geçmiste el-Magribu'l-Aksa (Uzak Bati) diye adlandirilirdi. Günümüzde de Magrib olarak adlandirilir. Fas ise bu ülkedeki bir sehrin adidir. Ama Türkiye'de Fas adi bu ülke için kullanilmaktadir.
Bu ülke Islam cografyasinin en batisinda olmasina ragmen önemli etkileri olan bir ülkedir. Krallikla yönetilen bu ülkede ayrica yakin geçmiste bir kral degisikligi oldu. II. Hasan'in ölmesi üzerine onun yerine oglu VI. Muhammed geçti. 
Yüzölçümü: 724.730 km2. (Batili kaynaklarda Bati Sahra ayri bir ülke kabul edildiginden Fas'in yüzölçümü 458.730 km2 olarak gösterilmektedir. Bati Sahra hakkinda "Iç problemler" kismina bkz.)
Nüfusu: 32.000.000 (2000 tahmini). (Bunun yaklasik 300.000'i Bati Sahra'da kalani ülkenin diger bölgelerinde yasamaktadir.) Halkin % 45'i sehirlerde yasamaktadir.
Nüfus artis hizi: % 2.2

Etnik yapi: Fas nüfusunun % 55'ini Araplar olusturmaktadir. Ancak bazi kaynaklarda Fas Araplarinin çogunun Berberi kökenli olduklari ve bunlarin ana dillerini unutarak Araplastiklari ifade edilmektedir. Araplarin % 98.2'si Müslümandir. Ikinci etnik grup olan Berberilerin orani % 34'tür. Berberiler, Kuzeybati ve Bati Afrika ülkelerine yayilmis bir etnik topluluktur. Berberiler bu bölgenin yerlileri olarak bilinir. Bütün Berberilerin anladigi ortak bir dil yoktur. Ancak Berberi halklarinin konustugu birbirinden oldukça farkli lehçelerin tümüne birden Berberice denmektedir. Berberi lehçeleri içinde sadece Tuareg lehçesinin yazisi vardir. Diger lehçelerin yazisi yoktur. Berberiler kendilerine Imazighen derler. Berberi isminin Avrupalilar tarafindan bu halka verilmis ve barbar kelimesinden gelmis olmasi kuvvetli ihtimaldir. Berberiler arasinda kabile hiyerarsisi hâlâ devam etmektedir. Batili sömürgeci ülkeler Berberileri Islâm'dan uzaklastirarak Islâm öncesi hayatlarina döndürebilmek için çesitli hareketler baslattilar. Ancak bu hareketler pek fazla etkili olmadi. Fas'taki Berberilerin tamami Müslüman ve çogunlugu Malikidir. Üçüncü sirada gelen etnik unsur % 10'luk orana sahip olan Moorlardir. Moorlar Moritanya kökenlidirler. Kalan nüfusu da Ispanyollar basta olmak üzere Avrupali hiristiyan azinliklarla yahudi azinlik olusturmaktadir.

Cografi durumu: Kuzeybati Afrika ülkelerinden olan Fas, kuzeyden Akdeniz, dogudan Cezayir, güneyden Moritanya, batidan Atlas Okyanusu'yla çevrilidir. Fas'in en önemli siradag kütlesi olan Atlas daglari ülke topraklarini ikiye bölmektedir. En önemli akarsulari Ummu'r-Rebi'a, Muluya ve Sebu irmaklaridir. Topraklarinin % 19'u tarim alani, % 47'si otlak, % 12'si ormanlik ve çaliliktir.

Yönetim: Fas krallikla yönetilen bir ülkedir. Kral resmiyette "emiru'l-mu'minin" olarak adlandirilir. Ancak mevcut yönetim Bati yanlisi ve Islâmi ölçülerden uzak bir çizgi takip etmektedir. Kral genis yetkilere sahiptir. Hükümet kral tarafindan tayin edilir. Parlamentonun kabul ettigi kanunlari veto etme ve gerek gördügünde referanduma gitme yetkisi vardir. Ülkede birden fazla siyasi parti kurulabilmekte ve bu konuda Ingiliz modeli esas alinmaktadir. Ancak bir siyasi partinin kurulabilmesi için kralin izin vermesi gerekir. Üyeleri seçimle belirlenen 333 üyeli bir parlamentosu bulunmaktadir. Ancak parlamentonun yasama yetkisi sinirlidir ve kralin veto ettigi bir kanun tasarisini yeniden görüsüp kabul etme hakki yoktur.

 
Bugünkü Fas topraklari Islâmi tarih kaynaklarinda "el-Magribu'l-Aksa (:Uzak Bati)" olarak adlandirilir. Kuzeybati Afrika ülkelerini içine alan topraklarin tümüne birden de Magrib denir. Bu topraklara ilk olarak 686 yilinda Ukbe ibnu Nafi (r.a.) komutasindaki Islâm ordulari gelmislerdir. Ukbe ibnu Nafi (r.a.) Magrib'in bir kismini fethetti ve burada hilafete bagli Ifrikiyye eyaleti olusturuldu. Magrib'in kalan kismi 688'de bölgeye gelen Hassan ibnu Nu'man ve 712'de bölgeye gelen Musa ibnu Nusayr zamaninda fethedilmistir. Musa ibnu Nusayr'in kumandanlarindan olan Tarik ibnu Ziyad, Cebelitarik bogazini geçerek bugünkü Ispanya topraklarina girmis ve Endülüs Islâm devletinin temelleri bu sekilde atilmistir. Cebelitarik (Tarik Dagi) Bogazi'na bu adin verilmesi de Tarik ibnu Ziyad'a nispetledir. Magrib topraklari Islâm ordularinca fethedildikten sonra 770'lere kadar hilafete bagli kaldi. 770'lerden sonra yine önemli bir kismi hilafete bagli kalmakla birlikte bagimsiz bazi küçük Müslüman devletleri de kurulmaya baslandi. Bunlarin basta gelenleri ve hüküm sürdükleri yillar söyledir: Rüstemiler (776 - 908), Midrariler (772 - 977), Idrisiler (789 - 974), Ziriler (972 - 1148). Bunlardan bazilarinin hâkimiyet alanlari bugünkü Fas sinirlarinin disinda kalan bazi topraklari da kapsiyordu. Tarihte Magrib üzerinde kurulmus olan en önemli Islâm devleti Murabitlar devletidir. 1056'da kurulan Murabitlar, zamanla bütün Kuzey Afrika'yi ve Endülüs'ü içine alan 6 milyon km2'lik genis bir bölge üzerinde hâkimiyet kurmus ve buralardaki daginikliga son vererek bir birlik ve merkezi otorite olusturmuslardir. Murabitlar'in merkezi bugün Fas sinirlari içinde kalan Merakes'ti. Islâm'in Kuzeybati ve Bati Afrika ülkelerine yayilmasinda Murabitlar'in önemli etkinligi olmustur. Murabitlar'in ilk sultanlari Ebu Bekr ibnu Ömer el-Lamtuni'dir. Ondan sonra ünlü cihangir Yusuf ibnu Tasfin bu devletin basina geçmistir. Devletin sinirlarinin genislemesinde, Kuzey Afrika Müslümanlari arasinda birligin saglanmasinda Yusuf ibnu Tasfin'in önemli rolü olmustur. Murabitlar 1147 yilina kadar ayakta kalabildiler. Bu tarihten sonra Muvahhidlerin hâkimiyeti altina girdiler. Muvahhidlerin hâkimiyeti de 1269'a kadar sürdü. Muvahhidlerin dagilmasindan sonra bölgeye yine küçük devletler, emirlikler hâkim oldu. Meriniler (1197 - 1550), Vattasiler 1470 - 1550), Sa'di Serifleri (1509 - 1660), Filali Serifleri (1640'tan itibaren) Muvahhidlerin dagilmasindan sonra bölgede hâkimiyet sürmüs olan yönetimlerdir. Bunlardan Meriniler, Muvahhidler dagilmadan önce kurulmustu ve Fas'in az bir bölümü üzerinde hüküm sürüyorlardi. Merinilerle Muvahhidler arasinda bir çekisme de olmustur. Ancak Muvvahhidlerin son zamanlarina dogru ortaya çikan iç kavgalar Merinilerin isine yaradi ve onlarin dagilmalarindan sonra da topraklarinin bir kismini ele geçirdiler. Vattasilerin hüküm sürdükleri dönemde Portekizli ve Ispanyali sömürgeciler Fas topraklarina saldirilar düzenlediler. Bu saldirilar sonunda Portekizliler Fas'in Atlas Okyanusu kiyilarini ele geçirdiler. Sa'di Serifleri Portekizli isgalcilere karsi mücadele ettiler ve 1578'de gerçeklestirilen Vadiyyu'l-Mehazin savasi sonrasinda isgal altindaki topraklari geri aldilar. Filali Serifleri yönetimi daha Sa'di Serifleri'nin Fas'in bir bölümü üzerindeki hâkimiyetleri devam ederken kurulmustur. Filaliler'le Sa'diler arasindaki mücadeleyi sonuçta Filaliler kazandilar ve 1660'ta Sa'dilerin hâkimiyetine tamamen son vererek bütün Fas topraklarini ele geçirdiler. Bugün Fas'ta yönetimi elinde tutan kraliyet ailesi bu Filali sülalesinden gelmektedir. 1830'da Cezayir'i isgal eden Fransiz sömürgeciler Fas topraklarini da isgal edebilmek için çesitli girisimlerde bulundular. Ancak bazi çikarlari dolayisiyla Alman sömürgeciler buna engel oldular. Buna ragmen Fransizlar 30 Mart 1912'de imzalanan Fas anlasmasina dayanarak Fas topraklarini isgal ettiler. Öte yandan Ispanya da Fas üzerinde hak iddia etti ve 27 Kasim 1912'de ülkenin kuzeyde Akdeniz kiyisindaki kesimini isgal etti. Fransiz isgali sirasinda Fas'in krali Filali sülalesinden Sultan Abdülhafiz'di. Isgalci Fransizlar 7 Ekim 1912 tarihinde onu kralliktan uzaklastirarak yerine yine Filali sülalesinden Ebu'l-Mehasin Yusuf'u geçirdiler. Ancak asil yönetim Fransizlarin tayin ettigi genel valinin elindeydi. Kral da ona bagli olarak çalismak zorundaydi. Fransizlar Fas Müslümanlarinin birlik ve bütünlügünü bozmak amaciyla bazi Berberi kabilelerini diger Müslümanlardan ayirarak onlara kismi özerklik verdiler. Bir yandan da Berberiler arasinda propaganda yaparak onlari Islâm öncesi geleneklerine döndürmeye ve bu yolla Islâm'dan uzaklastirmaya çalisiyorlardi. 27 Ocak 1927'de Ebu'l-Mehasin Yusuf'un vefati üzerine yerine oglu IV. Muhammed geçti. 1940'lardan sonra Fas'ta bagimsizlik hareketi güç kazanmaya basladi. Bagimsizlik mücadelesine öncülük etmek amaciyla kurulan Istiklal Partisi 1944'te isgalcilerden ülkelerini terk etmelerini ve Fas'a bagimsizlik vermelerini istediler. Fransiz isgalcilerin bu istege cevabi Istiklal Partisi'nin ileri gelenlerini tutuklamak oldu. Ancak bu olaydan sonra halkin bagimsizlik mücadelesine destegi artti. Sultan IV. Muhammed de Fransizlara karsi tavir alarak bagimsizlik mücadelesinin yaninda yer alma geregi duydu. Bunun üzerine Fransizlar, 20 Agustos 1953'te IV. Muhammed'i sürgüne göndererek yerine amcasi Muhammed'i tahta geçirdiler. Ancak halk Fransizlarin tayin ettigi krali benimsemedi ve Fransizlar 17 Kasim 1955'te IV. Muhammed'i Fas'a geri getirerek yeniden tahta geçirdiler. Sonuçta 2 Mart 1956'da Fransiz isgalciler Fas'tan çekilerek bu ülkenin bagimsizligini tanimak zorunda kaldilar. 29 Ekim 1956'da Ispanyollar kuzeyde isgal altinda tuttuklari bölgelerin bir bölümünden çekildiler. Ispanyollar Fas'in bazi sehirlerini hâlâ isgal altinda tutmaktadirlar. (Bu konuda "Dis problemler" kismina bkz.) Fransizlarin çekilmesinden sonra Sultan IV. Muhammed ülke yönetimiyle ilgili yetkileri ele aldi. Onun yönetimi 26 Subat 1961'e kadar sürmüstür. Bu tarihte onun vefat etmesi üzerine yerine oglu II. Hasan geçti.

II. Hasan hem Bati'yla hem de Israil isgal devletiyle yakin iliski içinde olan biriydi. Kendisine yakistirdigi "emiru'l-mü'minin" sifatini degisik sekillerde istismar ediyordu. Örnegin birileri Fas'ta Allah'in kanunlarinin uygulanmasi için siyasi ve kültürel çalisma baslattiginda: "Ben mü'minlerin emiriyim. Dolayisiyla Allah'in kanunlarini uygulama yetki ve yükümlülügü bendedir. Siz kim oluyorsunuz?" diyerek onlari tasfiye etmeye çalisiyordu. Bunu diyordu ama: "Madem Allah'in kanunlarini uygulama yetki ve yükümlülügü sendedir, öyleyse bu yükümlülügünü her türlü hileden ve nifaktan uzak bir sekilde yerine getir" diyenleri de hapislerde süründürüyordu. Örnegin Fas'ta hayli etkili olan Adalet ve Ihsan Cemaati'nin lideri Abdüsselam Yasin'i "Ya Islâm ya da Tufan" baslikli bir açik mektup yazdigindan dolayi "delirmekle" itham ederek hapse attirmisti. Oysa mektup krala sadece görevini yani kendisinin "bu benim görevimdir" derken kastettigi seyi hatirlatiyordu.
II. Hasan yönetimi altindaki yahudi azinliga ve Israil'e özel bir muhabbet duyarken Islam Konferansi Örgütü'nün Kudüs Komitesi'ne baskanlik ediyordu. Bu ikisi birbirine ters görünüyor, ama bu, II. Hasan'in sinsi bir ayarinin yansimasiydi. Büyük bir ihtimalle IKÖ Kudüs Komitesi baskanligini, kendisinin ülkesinde yahudi azinlikla olan özel iliskilerini ve siyonist isgal devleti lehine yürüttügü birtakim faaliyetlerini kamufle etmek için üstlenmisti.
Israil'i insan gücü yönünden en çok besleyen ülke Fas'tir. Çünkü Israil kurulduktan ve Filistinli Müslümanlarin topraklari siyonistler tarafindan isgal edildikten sonra bu topraklara en fazla yahudi göçü Fas'tan oldu. Çesitli kaynaklarda Fas'tan Filistin topraklarina 600 binden fazla yahudinin göç ettigi ifade edilmektedir. Bu konunun basite alinmamasi gerekir. Çünkü Israil'in kurulus amaci zaten dünyanin degisik yörelerine dagilmis olan yani onlarin deyimleriyle diaspora hayati yasayan yahudileri belli bir bölge üzerinde toplamakti. Hem bu amacin gerçeklesmesi hem de Israil'in insan potansiyeli yönünden desteklenmesi için yahudi göçü büyük önem tasiyor. Yahudi göçü Filistinlilere ise tam tersi bir sekilde etki yapmaktadir. Çünkü göç eden her yeni yahudi için yerlesim birimi insasi, toprak temini, is imkani saglanmasi ve müreffeh hayat imkanlarinin bahsedilmesi gerekiyor. Bu ise Filistinli Müslümanlarin topraklarinin gasp edilmesiyle, is imkanlarinin ve diger dünyevi imkanlarinin ellerinden alinmasiyla oluyor. Bu açidan Kral II. Hasan siyonist isgal devletini sadece insan potansiyeli yönünden desteklemekle kalmamis ayni zamanda dolayli bir sekilde Filistinlilere zulmetmistir.

Israil isgalinin mesrulastirilmasina giden ihanetler zincirinde hâlâ en büyük halka olarak göze çarpan Camp David anlasmasinin asil mimari Fas krali II. Hasan'dir.
Fikir babaligini Israil'in eski Disisleri bakani ve basbakani Simon Perez'in yaptigi "Ekonomik Yönden Büyük Israil" tezinin pratige geçirilmesi çabalarina da Arap dünyasindan en önce kral II. Hasan yardimci olmustur. Onun öncülügünde Fas'in Kazablanka (ed-Daru'l-Beyza) sehrinde gerçeklestirilen Ortadogu ve Kuzey Afrika Ülkeleri I. Ekonomik Isbirligi Zirvesi söz konusu tezin hayata geçirilmesi yönünde atilmis bir ilk adim niteligi tasiyordu.
Kral II. Hasan'in 22 Temmuz 1999'da vefat etmesi üzerine yerine oglu Sidi Muhammed (VI. Muhammed) geçti.
Dis problemleri: Fas'in en önemli dis problemi Sebte ve Melilla meselesidir. Fas'in kuzeyinde Akdeniz kiyisinda bulunan ve halkinin büyük çogunlugu Müslüman olan bu iki güzel sehir bugün hâlâ Ispanya isgali altindadir. Ispanya yönetimi bu iki sehri zorla ve siddet kullanarak hâkimiyeti altinda tutmaktadir. Çok turist çekmesi ve turizm gelirleri yönünden ülke ekonomisine önemli katkida bulunmasi dolayisiyla bu iki sehri isgal altinda tutmakta israr eden Ispanya, Sebte ve Melilla Müslümanlarina vatandaslik hakki da vermiyor. Dolayisiyla bu iki sehirde yasayan Müslümanlar oy kullanma hakkina da sahip degiller. Ispanya yönetimi bu sehirlerdeki Müslümanlari azinlik durumuna düsürebilmek için buralara sürekli Ispanyollari yerlestirmeye çalisiyor. Melilla'da Ispanyollar için ayri bir site insa edildi ve Müslümanlarin bu siteye yerlesmeleri yasak edildi. Fas yönetimi Ispanya'nin bu sehirlerdeki isgaline son vererek buralari kendine birakmasini istiyor. Ancak bazi siyasi hesaplar dolayisiyla bu konuda pek etkili bir politika da izlemiyor. ABD yönetimi Sebte ve Melilla meselesinde Ispanya'nin politikasini destekledigini ve bu sehirlerin Ispanya'nin elinden alinmasina çalisilmasi halinde bu ülkenin yaninda yer alacagini açikladi.
Iç problemleri: Fas'in en önemli iç problemi Bati Sahra meselesidir. Bati Sahra meselesi sömürgeci güçlerin bir mirasidir. Ispanyollarin ve Fransizlarin Bati Sahra'yi isgal altinda tuttuklari dönemde bu isgal güçlerine karsi bagimsizlik savasi vermek üzere kurulan Polisaryo Cephesi, Fas'in ve Moritanya'nin bagimsiz olmasindan sonra yön degistirerek Bati Sahra'da bagimsiz bir devlet kurmak amaciyla bu iki ülkeye karsi gerilla savasi baslatti. Bugün Fransa ve Ispanya basta olmak üzere bazi Batili ülkeler tarafindan desteklenen Polisaryo Cephesi, Bati Sahra'nin bazi bölgelerini hâkimiyetine almistir. Ancak 1993 yilinda cephe gerillalarindan ve komutanlarindan bazilarinin hükümet tarafina geçmesi üzerine ele geçirmis oldugu topraklarin önemli bir kismini kaybetti. Bati Sahra meselesi ekonomik yönden Fas'a büyük yük yüklemektedir. Sömürgeci güçler Bati Sahra'nin zengin fosfat rezervlerine sahip olmasi dolayisiyla bu bölgeye özel önem vermektedirler. Bati Sahra halkini, sahravi diye adlandirilan Sahra Berberileri olusturmaktadir.

Fas'in ikinci bir iç meselesi Berberi meselesidir. Berberi meselesi de Fransiz sömürgecilerin bir mirasidir. Fransiz sömürgeciler Fas'i isgal ettikten sonra bu ülkenin halkini Araplar ve Berberiler diye ikiye ayirdilar ve bunlari birbirine düsman etmek için çesitli yollara basvurdular. Fransizlar Berberilerin tarih boyunca Araplar tarafindan magdur edildikleri, kendi gerçek kimliklerinden uzaklastirildiklari iddiasini ortaya atarak onlari yeniden Islâm öncesi hayatlarina döndürme çabasi içine girdiler. Bu amaçla Berberilerin yasadiklari bölgeleri diger bölgelerden ayirarak buralara kismi özerklik verdiler. Buna ek olarak kendi yetistirdikleri adamlari vasitasiyla bir Berberi kavmiyetçiligi akimi ortaya çikardilar. Bugünkü Berberi meselesi de Fransiz isgalcilerin gözetiminde ortaya çikan Berberi kavmiyetçiligi akiminin sebep oldugu bir meseledir. Aslinda Berberi halkin büyük çogunlugu Islâmi kimligine sahip çikmakta ve Berberi kavmiyetçiligi akimini desteklememektedir. Ancak okumus ve özellikle Fransiz kültürü almis kesimden olan bazi Berberiler hâlâ bu akimi ayakta tutma çabasi içindedirler.
Ekonomi: Fas ekonomisi daha çok tarima, madencilige ve turizm gelirlerine dayanir. Tarim ürünlerinden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 16'dir. Çalisan nüfusun % 40'i tarim alaninda is görmektedir. Ürettigi tarim ürünlerinin basinda tahil, pamuk, ayçiçegi, seker kamisi, turunçgiller ve çesitli meyve ve sebzeler gelir.
Fas'in en önemli gelir kaynaklarindan biri fosfattir. Fosfat rezervi bakimindan dünyada birinci sirada gelmektedir. Ihracat gelirlerinin % 15'i fosfattan saglanmaktadir. Fosfat ve diger madenlerden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 3'tür. Fas petrol ve dogal gaz rezervine de sahiptir. Ancak simdilik üretilen petrol iç ihtiyaci karsilamamaktadir.

Kisi basina düsen milli gelir: 1030 dolar.
Sanayisi: Fas'ta sanayi nispeten iyi durumdadir. Bazi agir sanayi tesisleri kurulmustur. Bunlarin basinda motorlu araçlar ve araba lastigi üreten fabrikalar gelir. Ayrica petrol aritma tesisleri de bulunmaktadir. Diger sanayi kuruluslari kimyasal maddeler üretimi, dericilik, tekstil, konfeksiyon, mobilya, kâgit, kauçuk, plastik, insaat malzemeleri üretimi, metal isleri, elektrikli araç üretimi ve gida maddeleri üretimi üzerinedir. Sanayi kuruluslarinin % 80'i ülkenin nüfusça en kalabalik sehri olan ed-Dâru'l-Beyza'dadir. Sanayi gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 19'dur.